YEREL BASIN

ARAMA
SİİRT HAVA DURUMU

SIIRT

EZAN VAKİTLERİ

ZİYARETÇİ SAYISI
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün95
mod_vvisit_counterDün772
mod_vvisit_counterHafta1303
mod_vvisit_counterAy5666
mod_vvisit_counterToplam352625

IP'niz: 54.196.69.189
Today: 16.04.2014
Frontpage Slideshow (version 2.0.0) - Copyright © 2006-2008 by JoomlaWorks

Avrupa Birliği (AB) – Türkiye Karma Parlamento Komisyonu (KPK) tarafından yapılan ortak açıklamada, Mısır’da 528 kişiye verilen idam cezalarına tepki gösterilerek karardan derin endişe duyulduğu bildirildi.

KPK adına eş başkanlar Helene Flautre ve Afif Demirkıran imzasını taşıyan yazılı açıklamada, Türkiye ve AB’nin idam cezasına her şart altında karşı çıktığı belirtildi.
Açıklamada, "İdam cezası, zalim ve insanlık dışı olan, caydırıcı bir eylem olamayan, insan haysiyeti ve bütünlüğünün kabul edilemez inkarıdır” ifadesine yer verildi.
Komisyon, Mısır yönetiminden, cezaları uygulamamasını ve uluslararası standartlara uygun şekilde sanıkların, net suçlamalara, düzgün ve bağımsız soruşturmalara dayalı adil ve zamanlı yargılama hakkını güvence altına almasını talep etti. Haber7
 

Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu KPK’nın 74. toplantısında konuşan KPK Eş Başkanı Afi Demirkıran, AB’nin 23.24. başlıkların açılmasında somut adım atmaması bizi hayal kırıklığına uğratıyor’’ dedi. Demirkıran şunları kaydetti:
Öncelikle Avrupa Parlamentosu çatısı altında 74. Türkiye-Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu Toplantısında sizlerle beraber olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum. Bu toplantı bizim için önceki toplantılardan farklı bir anlam taşıyor. Çünkü bu toplantı, 2010 yılından itibaren 5 yıldır beraberce çalıştığımız siz değerli meslektaşlarımız ile gerçekleştirdiğimiz son toplantımız olacaktır.
Bu 5 yıllık dönem içinde Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde birçok gelgit yaşandı, iki taraf arasında tansiyonun yükseldiği zamanlarda bile KPK demokratik bir platform olarak diyalogun sürmesine olanak sağladı, gelecekte de sağlamaya devam edecek.
Bu son 5 yılı Türkiye-AB ilişkileri açısından değerlendirdiğimizde ‘fakat’ları ile beraber ‘olumlu gelişmelerin’ yanı sıra bir dizi ‘karşılanmayan beklentiler’ de göze çarpmaktadır. Örneğin, biri 2010, bir diğeri 2013 yılında olmak üzere 2 faslın müzakereye açılması ilişkilerimizde ilerleme olarak kaydedilmekte fakat birkaç yılda bir sadece bir faslın müzakereye açılması süreçteki bu ilerlemenin ne kadar ağır ve yetersiz olduğunu göstermektedir. Üstelik Türkiye teknik olarak yapması gerekenleri yerine getirdiği halde bu durumun üye devletlerden bazılarının blokajlarından kaynaklanıyor olması ülkemize hakkaniyet çerçevesinde yaklaşılmadığını kanıtlar niteliktedir.
Bilindiği üzere, Avrupa Birliğindeki yeni yaklaşıma göre, Komisyon aday ülkelerle müzakerelerinde 23. ve 24. Fasılların öncelikli olarak açılmasını öngörmektedir. Komisyonun bu yeni yaklaşımı kapsamında, 23 ve 24. fasılların Türkiye ile de bir an önce müzakereye açılması konusunun Avrupa Parlamentosundaki meslektaşlarımızca Türkiye ilerleme raporları başta olmak üzere çeşitli platformlarda dile getirilmesi memnuniyet vericidir fakat Avrupa Birliği’nin bu yönde somut adım atamaması bizim açımızdan hayal kırıklığına sebep olmaktadır
Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik sürecine yaklaşımı ve bu süreçteki tavrı çok net bir şekilde bellidir. Avrupa Birliği, fasılları müzakereye açsa da, açmasa da hükümetimiz uyum için gerekli kriterleri göz önünde bulundurarak reform sürecine devam edecektir. Bu durum bizim için günlük siyasi tartışmaların ötesinde stratejik bir tercih ve bir devlet politikasıdır. Bu nedenle, her ne kadar adalet, yargı, özgürlük ve temel haklar konularını içeren 23. ve 24. Fasıllar siyasi engellemeler ile açılmasa da hükümetimiz daha önceki reform çalışmalarına ilaveten 2014 yılında yeni bir demokratikleşme paketi ve beşinci yargı reformu paketini milletimize sunarak, genişletilmiş hak ve özgürlükler ile reform sürecini taçlandırmıştır.
Toplantımızın 2. oturumunda ayrıntıları ile müzakere edilecek olan Demokratikleşme Paketi ve Beşinci Yargı Reformu Paketinin getirdiği düzenlemeler ile siyasi ve sosyal hayatta birçok köklü değişim gerçekleştirilmiş, toplumsal barışın ülkemizde sağlamlaşması için birçok önemli adım atılmıştır. Ancak, üzüntüyle görmekteyiz ki, Avrupa Parlamentosu Türkiye ilerleme raporunda, aynı dönemde yapılan internet ve HSYK düzenlemelerine yer verildiği halde Demokratikleşme Paketi ve 5. Yargı Reformu Paketi düzenlemeleri görmezden gelinmiştir. Ayrıca ifade etmek isterim ki, Türkiye ilerleme raporu AP Dışişleri Komisyonu ve AP Genel Kurulunda oylanmadan önce Avrupa Parlamentosundaki değerli meslektaşlarımız ile yaptığımız görüşmelerde gördük ki, internet ve HSYK ile ilgili yapılan düzenlemeler hakkında fevkalade bir dezenformasyon vardı. Nitekim bu önyargılı yaklaşım, değişiklik önergeleri vasıtasıyla, taslak hali dengeli ve adil olan raporun, son haline gölge düşürmüştür.
Türkiye ve Avrupa Birliği arasında geri kabul anlaşmasının imzalanarak vize muafiyeti sürecinin başlatılmış olması yine olumlu fakat gecikmiş bir gelişmedir. Vatandaşlarımız Avrupa Adalet Divanı kararlarına rağmen Avrupa ülkelerine seyahat ederken vize uygulamasına tabi tutulmaktadırlar. Hâlbuki Avrupa Birliği Türkiye’den başka hiçbir aday ülke vatandaşından vize talep etmemektedir. Umuyoruz ki önümüzdeki dönem geçiş süreci tamamlanarak bu çifte standarda da bir son verilmiş olur. Bu arada Almanya Berlin Mahkemesinin vatandaşlarımızın üç aylık bir süre için Avrupa’ya vizesiz girişlerini öngören kararını olumlu ve memnuniyet verici bir gelişme olarak görüyoruz.
Değerli Katılımcılar, Türkiye açısından bir diğer önemli mesele ise Gümrük Birliği ve Avrupa Birliği’nin üçüncü ülkeler ile yaptığı Serbest Ticaret Anlaşmalarıdır. Türkiye ve AB arasında tesis edilen Gümrük Birliğinin asimetrik yapısından kaynaklanan sorunlara burada bir kez daha dikkat çekmek istiyorum. Toplantımızın yarın gerçekleşecek 3. Oturumunda bu sorunlar ayrıntıları ile ele alınacak ve inanıyorum ki çok faydalı tartışmalar da yapılacaktır. Önemine binaen konu ile ilgili şimdiden belirtmek istediğim iki husus bulunmaktadır: bunlardan ilki gümrük birliğinin düzgün işleyebilmesi için AB’nin üçüncü ülkeler ile STA imzalamasına paralel olarak Türkiye ile de STA imzalanmasıdır ki, bu zaten Gümrük Birliğinde her iki tarafın ortak sorumluluğu olarak karşımıza çıkmaktadır. İkinci önemli husus ise AB’nin ABD ile yapmayı öngördüğü Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı anlaşmasında Gümrük Birliğinin düzgün işleyişini sağlayacak bir hükme yer verilmesidir. Bu durum, söz konusu anlaşmanın sonuçlarından doğrudan etkilenecek olan Türkiye için büyük önem arz etmektedir.
Değerli Katılımcılar, Bugün öğleden sonraki oturumumuzda siyasi yaklaşımımız ne olursa olsun herkesin hassasiyetle üzerinde durması gerektiğine inandığım çevre konusunu da görüşeceğiz. Çevre meselesinde, tabiatı itibarı ile sınırları aşan bir iş birliği ile ortak çözümlerle ortak faydaya ulaşmamızı sağlayacak bir bakış açısını benimsememizin şart olduğunu düşünüyorum. Bu bağlamda, çevre konusunda yasal çerçevemizin ve uygulamalarımızın AB ile uyumlu olması hiç şüphesiz ki her iki tarafın da yararına olacaktır. Bu vesile ile, Aralık 2009’da müzakereye açılmış olan Çevre Faslındaki son durumu da arkadaşlarımız bizlerle paylaşacaklar.
Değerli Meslektaşlarım, Bu toplantımızda bir gündem maddesi olarak yer almasa da son toplantılarımızda sıklıkla konuştuğumuz Suriye’deki durum ile ilgili kısa bir hatırlatmada bulunmak istiyorum. Suriye’de savaş devam ediyor, masum insanlar ölüyor, yuvalarından, yerlerinden ediliyor ve uluslararası kamuoyu başta Birleşmiş Milletler bu duruma bigâne kalıyor. Maalesef, Birleşmiş Milletler önce Bosna sonra Suriye halkından özür diledi ancak özürler savaşlarda ve katliamlarda hayatını kaybedenleri geri getirmiyor. Bu nedenle, Suriye’de savaşın devam ettiğini ve her zamankinden daha acil bir şekilde çok taraflı bir çözüme ihtiyaç duyulduğunu unutmayalım ve unutturmayalım. Bu sırada Mısır’da siyasi gerekçelerle verildiği hepimizin malumu olan 529 masum insanın idamını öngören kararlar tüm insanlığın vicdanını sızlatmaktadır. İnsanlık suçu olan bu idam kararlarının tarihe kara bir leke olarak geçmemesi için uygulanmamaları hususunda ortak bir tavır almamız gerektiğine inanıyorum.
Değerli Meslektaşlarım, Bilindiği üzere on gün önce 30 Mart tarihinde Türkiye’de yerel seçimler yapıldı. Milletimizin büyük oranda katılım gösterdiği seçim süreci yurdumuzda demokratik normlara uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Huzurlu bir ortamda gerçekleşen yerel seçimlerde halkımız sandığa giderek milli iradeyi demokratik bir şekilde ortaya koymuştur.
Önümüzdeki ay Avrupa halkları da Avrupa düzeyinde kendi seslerini duyuracak ve haklarını savunacak temsilcilerini belirleyecekler. Avrupa Parlamentosunun neredeyse tüm Avrupa kıtasındaki karar verici rolü ve demokratik misyonu düşünüldüğünde bu seçimin önemi daha iyi anlaşılmaktadır. Seçimin ardından Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonun üyeleri de yeniden belirleneceği için, seçim özellikle Komisyonumuz ve Türkiye-AB ilişkileri açısından da çok büyük bir önem arz etmektedir. Bu nedenle Avrupa Parlamentosu seçimlerini ve sonuçlarını biz de merakla takip ediyor olacağız. ABHABER
 

AK Parti Siirt Milletvekili Afif Demirkıran yaptığı yazılı açıklamayla Emniyet Teşkilatının 169.Kuruluş yıl dönümünü kutladı.

Toplumsal barışımızın, huzur ve güvenliğimizin teminatı olan Polis Teşkilatı, görevini, zor şartlar altında, büyük bir fedakârlık ve özveriyle yerine getirmektedir.
Çağdaş bir hukuk devleti olmanın en önemli gereklerinden birisi hukukun üstünlüğü prensibinin sosyal ve siyasal alanda egemen kılınmasıdır. Çağdaş bir devlet için yaşamsal öneme sahip bu temel ilkelerin uygulamaya geçirilmesinde Polis Teşkilatımızın çok önemli bir rol düşmektedir.
 Gücünü halktan ve kanunlardan alan Polisimiz, görevini her zaman fedakârca yapmış, gerektiğinde canını hiçe sayarak ulvi bir görevi yerine getirmiş, toplumumuzun güvenini ve takdirini kazanmıştır.
Ülkemiz için çok önemli olan huzur ve sükûnetin demokratik kurallar içerisinde sağlanması, özgür bir ortamın sürdürülmesini temin etmek polisimizin görevleri arasındadır.
 Unutulmamalıdır ki, demokrasinin yaşaması diğer özgürlüklerin yanında, toplumda huzur ve güvenliğin sağlanmasıyla mümkündür.

 Kurulduğundan bu yana milletimizin huzur, güven ve barış ortamında yaşaması konusunda büyük hassasiyetler gösteren Emniyet teşkilatımızın “169'nci Kuruluş Yıl Dönümünü” kutluyor, selam ve sevgilerimi sunuyorum. SİİRTLİLER.NET

 
TWITTER MESAJLARI
SİİRTE AK İCRAATLAR

HEDEF 2023

SEÇİM ANALİZLERİ